6 Ekim 2011 Perşembe

Hay giriş yazısı gibi...

Benim hakkımda bilmeniz gereken ilk şey kendimi tanıtan girizgah yazıları yazmaktan nefret ettiğimdir. Beni tanımanızı isteseydim yazacağım yazıların altında "The Egg" yerine adımı yazar sonra da facebook twitter bok püsür bilimum yerlerden özelimi sikip atmanıza fırsat tanırdım değil mi eminike?

Ha fakat "The Egg" neyin nesidir diyorsanız eğer işte bunu açıklayabilirim...

The Egg aslında blogun diğer saçmalayanı ile aramızda yaklaşık 15 senelik bir mazisi olan bir lakap. The Satellite -ki bu da aynı süreçte şahsım tarafından kontratak olarak ortaya çıkan bir lakaptır- ile mazimiz teee ebesinin örekesine kadar gidiyor. Öyle ki kendisiyle tanışmamız beden eğitiminde en ön sırada olmanın vermesi gereken burukluğu tiye almamıza rastlar. O gün bugündür geçen 15 seneyi abuk subuk hayatlar yaşayarak devirdik. Neyse lan "The Egg"i anlatacaktım gene ne yazmışım amk. İşin özü şudur; benim kafamın şeklinin yumurtaya benzemesinden ortaya çıkmıştır bu lakap, "The Satellite" ise bulunduğu ortamda istem dışı her boka kulak kabarttığı izlenimini veren uydu misali kulaklara ithafen ortaya çıkmıştır. Otuzlu yaşların yaklaştığını görüp onlara nah çekmeye hazır iki adamın, velet zamanlarından bugüne taşıdıkları mirasları diyebiliriz bu lakaplara.

Dış görünümü asla gotik olmamış, içlerindeyse emo ruhundan hiç bir parça barındırmayan iki insanın akıllarından geçen ne varsa buraya attırmaları ile karşılaşacaksınız bu blogda.

Küfür etmeyi seven bu iki şahsiyetin buraya edebi açıdan zayıf olsa bile küfür bakımından kuvvetli yazılar yazacaklarını garanti ediyorum.

Yazmazsak ibneyiz.

Hadin bakalım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder