14 Aralık 2011 Çarşamba

O Şimdi Asker!

Sizin hiç kardeşiniz askere gitti mi?
Benim bir kere gitti kör oldum
Kardeşimden ummazdım bunu sik gibi ortada kaldım.
Siz hiç askere gittiniz mi?
Ben gittim.
Ben gittim ama kardeşimden ummazdım.

Askerlik zordur derler, gurbettesindir, tellerin ötesine geçemezsin, özgürlüğün alınmıştır elinden. Bugün anladımki askerlik değilmiş zor olan, asker yolu beklemekmiş. Daha gideli iki gün oldu önünde 153 gün var, kolay, çabuk geçer, zaman askerde geçmez gibi gelsede su gibi akıp geçer. Döndüğünde hiç yapmamış gibi olursun. Ama bekleyene kolay mı geçer zor mu geçer bilemem. Şimdiden onun 5 ay burada olamayacağını düşünmek bile ürkütücü, o benim şu 5 kişilik çekirdek ailedeki tek dostum, tek sırdaşım. Alışmışmıdır, rahat uyuyabiliyormudur, tuvalete rahat çıkabilmişmidir bilemem, ben rahat uyuyamıyor ben rahat sıçamıyorum. Birde ufak kardeşim var, şu piç olan. Onunla idare edemezmiyim? Edemem! Çünkü o benim küçüklüğüm, çünkü o aynı ben. Bize renk katan bizi farklı yapan bize benzemeyen bir tek o vardı, o da şimdi asker. Biz artık sıradanız. Çok fazla bunalım yapmaya gerek yok biliyorum, aslan gibi yapıp askerliğini dönücek, döndüğünde herşey eskisi gibi olacak biliyorum. Ama bana şuan gelseler onun yerine seni alıcaz askere tekrar deseler 1 saniye düşünmem bunu da biliyorum. Seni seviyorum, seni özlüyorum Ghostlike biran önce bitir şu askerliği de dön artık.



Hıyarın pastasıda kendisi gibi komik aq. Pastanın ortasında kocaman bir muz, çok manidar bir çok anlama gelebilir. O muz ona mı bana mı girdi bilinmez :)

18 Kasım 2011 Cuma

Start

Bayramın ilk günü geleneksel bayramlaşmaların çekirdek aile etabı tamamlandıktan sonra yollara düşüldü. Gidilecek güzergah az - çok belliydi fakat kalınacak yerler, yapılacaklar, yol planlaması gibi durumlar akışına bırakılmıştı. Yol boyunca dinlenecek cd'ler road trip'in diğer iki üyesi ile buluşmak için avrupa yakasına geçilirken arabada yapıldı.

Ulus'tan bir arabada ghostlike, satellite ve bendeniz yımırtik diğer arabada bir sucu ve bir ağa arkalı önlü yollara düşüldü. 5 gün boyunca o gudubik sesiyle "hız sınırını aştınız", "yeniden hesaplanıyor", "300 metre sonra u dönüşü yapınız" tarzı yerli yersiz konuşarak bizi delirtecek navigatör kadın ile de ilk bu saniyelerde tanışıyorduk.

Araba içi entrikaların, beklenmedik sürprizlerin başlarken saat 12.30'u gösteriyordu ve Puff Daddy diğer arabada her gece şarkısını söyletmek için bizleri bekliyordu...

30 Ekim 2011 Pazar

Depresyon

Depresyon kelime anlamı olarak çökkünlük demekmiş, öğrendiğim iyi oldu. Depresyondayım aq. Baksana kafamızı dağıtalım, dünyanın dertlerini sıkıntılarını yazarak içimizden atıp kurtulalım, binevi mastürbasyon yapalım diye blog açıyoruz, bloga yazı yazamıcak hale geliyoruz. E durum bu kadar vahim oluncada şişiyor şişiyor içimizde patlıyor, göte giren şemsiye açılmaz misali. Tam olarak ne zaman çöktüm, neden çöktüm bilemiyorum ama iyi çöktüm. Kendimi hiçbir işe yaramaz, iki eliyle bi siki doğrultamaz, tek hücreli bir amip gibi hissediyorum. İnsan hiçbirşeyden zevk almazmı be kardeşim, hiç birşey yapmak istemez yattığı uykudan uyanmak istemezmi? Ben istemiyorum. Ne ailemle ilişkiler doğru düzgün ilerliyor ne de arkadaşlarımla, sıkıntıyı hep kendimde arıyorum ama bir türlü bulamıyorum. Aradığımın ne olduğunuda bilmiyor ve bu durumdan çıkmak için herhangi bir atraksiyona girmek istemiyorum. Zannedersem yanlızlık, biraz kafa dinlemek, şu siktiğimin dünyasından bikaç gün uzak kalmak en iyisi olacak. Ama benimkisi ilginç bir çökkünlük şuan bu yazıyı yazarken Nysnc'den bye bye bye dinliyorum, hangi kafadayım inan bende anlamadım. Neyse hayırlısı olsun. Allah uçuş takımlarımıza zeval vermesin...

28 Ekim 2011 Cuma

Netin Kralı



Ne için var olduğu belli olmayan Explorer, adına yakışır şekilde internette gezinmeyi zorlu bir parkura benzeten Safari, 2 aylık cırcır bebek gibi sürekli sıçan Chrome ve yalayıp yuttuğu ramlerin yanına bir de abuk subuk add-on olayını katarak gözden düşen Firefox bir yana internet aleminin kullanılabilir tek browser'ı Opera bir yana.

6 aydır bir kere sıçmaz, bir kere hata vermez mi bir browser?

Eğer Opera ise vermez.

Seni yaratanın aklını yiyeyim.

27 Ekim 2011 Perşembe

Grip feat. Fitil

Geçenlerde elemanın teki ile muhabbetteyken laf döndü dolaştı müziğe geldi. Hangi tarz müzik sevdiğini sorduğumda "Rap dinliyorum. Sagopa Kajmer, Ceza, Kolera falan" dedi. Kolera. Kolera...

Kolera ne amk. Bir kere rap, hip-hop, drum'n bass, dubstep, yoyoamaninbo ve benzerleri benim lugatımda müzikle bağdaştıramadığım olgular. Yani hali hazırda pek hazzetmiyorum hatta anlayacağınız üzere benim gözümde müzik kategorisine giremiyor bunlar ama şu an konumuz bu değil şu an konumuz bu tarzları icra eden şahısların kendilerine bir takma isim seçme hobileri. Kolera nedir arkadaş?

Örneklerle çoğaltsak bu durumu şunlar olasılıklar dahilinde oluyor:

Zatürre - Ciğerime Saplanan Bıçaklar
Kardiyomiyopati - Bana Kalbini Ver
Kramp - Beni Cimcir
Menopoz feat. Andropoz - Ağlıyorum Mütemadiyen
Frengi feat. Prostat - Şimdi Sıçtık
HPV feat. Gonore - Sexlessness

Şahane değil mi?

24 Ekim 2011 Pazartesi

Hastalıklı Beynim

TheEgg yazının büyük coğunluğuna katılsamda sonuc olarak benimde hastalıklı bir beynim var ve bi yerde ayrışmamız gerekcekti.O amına daldığımın pala bıyıklı Van Belediye Başkanı ona aktarılan hazine payını terörist cenazesi, hücre evleri, örgüte gıda desteği gibi orospucocukluğu yaparak harcamasaydı 1.derecede deprem bölgesi olan şehrinde önlemleri alsaydı daha iyi olmazmıydı.Şimdi onun bunun evladı tassagına soktuğumun örgütü yardım kampanyası havası katarak internetten kendi kasasına para aktarıyomus.Lan göt oğlanı hani halkının özgürlüğü, hakları, demokrasi icin savasıyodun afyon ceken beynini sikiyim senin.Millet göçük altında can çekisiyor yemek icin çadır için yardım edin diye haykırıyor sen silahın kursunun derdine düşmüşşün.Ama esas sana yandaslık yapan hayatlarını siktigin o amcıkların sol lobuna sokiyim.Nese sonuc olarak Türk Devleti 17 Ağustos depreminden sonra gelen süreçte kendini gelistirdigi gerek kızılay gerekse akut un bilgi, tecrübe ve teknoloji olarak büyük ilerlemeler kaydettiğini gözlemledim sevindim.Ölen vatandaslarımıza da Allah dan Rahmet dilerim.

Dip not:Güncellemelerle başlayan şehitlerimizle devam eden ve son olarakta bu büyük depremle canımızı yakan kara bulutların ülkemden siktirip gitmesini arz ederim.

Hastalıklı Düşünce Salgını



Pazar günü yine gırla üzücü haberle karşılaştığımız bir gün oldu. Güne 3 şehit haberi ile başladık ardından Van depremi ve ondan sonra da Van depremi ile ilgili saçmalıklar. Yok efendim oh olsunmuş, yok efendim orası doğuymuş (sen kendi ülkeni doğu - batı diye ayırıyorsan o zaman baştan kaybetmişiz biz. ölen şehitler yok yere ölmüş, şu an orada olan askerler boşuna duruyorlar), yok efendim deprem onlara bir uyarıymış, yok ilah-i adaletmiş, yok onlar terör örgütüne yataklık ediyorlarmış (terör örgütüne yardım sadece doğu'da var çünkü batı'da kimse yardım etmiyor değil mi?), Allah belalarını vermişmiş.

İnsanlık ölmüş lan memlekette. Bir günde 26 şehit verilince pörtledi ülkemizde yaşayan hastalıklı düşüncelere sahip hayvanlar. Bir de bu yazılanları beğenenler var. Beğeniyorlar, sosyal medya sağolsun beğenip; "yürü be", "amıssına koyduklarım beter olun", "pkk'ya bir darbe de Allah'tan" gibi yorumlar yapıyorlar. Lan siktirin gidin.

Utanarak yorumlardan bazılarını buraya ekliyorum:

-beter olun insallah!
-şehitlerin kanı yerdemi kalacaktı?
-hakkari ve şirnak topragin altina gömülmüştür umarim.
-inşallah daha büyük şiddetle olur taş üstünde taş kalmaz!
-beter olsun yerle bir olsun allahın gazabı
-hükümetin yapamadığını allah yapacak inşallah.
-allahın sopası yokk beter olun!
-askerler dikkat etsin, yardim edicem diye sehit olmazsinlar?
-beş kuruş yardım yaparsam ellerim kırılsın.
-adamın içinden iyi olmuş demek geçiyor.
-allahım sen çok büyüksün bu daha uyarı.
-allah işte böyle vurur rabbim sana şükürler olsun.
-ohhh, serinledim biraz.
-kullandıkları kaçak elektriğin ve devlete sıktıkları kurşunların hesabını verin!
-allaha şükür allahın sopası yok orda yasıyan herkez ölmeyi zaten hakediyo.
-ayyy çok sevindim bak inşallah biraz vatan hainlerini temizler.
-yerle bir olsunlar kacakcılık onlarda, uyusturucu onlarda beter olsunlar!
-allah Diyarbakirada nasip eder insallah..
-valla yerle bir olsa beş kuruş vermem. Van'lıya para göndereceğime sokak köpeklerine mama alır yediririm. hiç olmazsa ihanet etmez.

Meğer ülkemde ne kadar çok ırkçı, ne kadar çok faşist varmış da haberim yokmuş. Oh olsunmuş, müstahakmış... Siz terör örgütlerine yataklık yapan, yardımda bulunanların sadece Türkiye'nin doğusunda mevcut olduğunu zannediyorsanız zaten sizden cacık olmaz. Biraz oturun geçmişi hatırlayın, aynı duruma "batı" düştüğünde kim ne yapmış onu anımsamaya çalışın balık hafızası sikilesice, yanar döner huysuz virjinler sizi.

12 sene dediğimizde uzak geliyor değil mi? 12 sene için ortalama bir insanın ömrünün 1/6'sı da diyebiliriz. 12 sene geriye gittiğimizde akla gelen ilk gün (en azından benim için) sıcak bir Ağustos akşamıdır. Yatağımda osura osura uyuduğum hatta gecenin ortasında uyanmam gerekirken uyanamadığım ve beni uyandıran anneme isyan ettiğim bir gece. Ben uyandırıldığım için çocuk aklımla isyan ederken, binlerce insanın uyandırılmadıkları için belki de hayata gözlerini yumdukları o gece.

O gece.
17 Ağustos 1999.
Resmi olan bilgilere güvenmenin pek anlam vermediği o gecenin sonunda resmi olmayan bilgilere göre 600000 kişi evsiz kalmış, 50000 insan hayatını kaybetmiş, 100000'e yakın insan ise yaralanmıştı.

Hatırlıyorum sizin ayrımcı beyinlerinizin değimiyle o Allah'ın belasını verdiği doğu'dan gelen yardımları. Çok iyi hatırlıyorum çok zor koşullarda yaşayan o insanların belki de kendi ihtiyacı varken "şu an benden daha çok ihtiyacı var deprem bölgesinin" diyerek pılını pırtını yolladığını. Belki hepsi yollamadı, belki aynı sizin gibi oh çeken hayvanlar da oldu o zaman.

Ama siz artık onları eleştirebilecek yüzü nasıl bulacaksınız? Eğer böyle yapan biri vardıysa bile sizler artık nasıl bu durumdan dem vurabileceksiniz? Gerçi bugün böyle konuşabiliyorsanız o zaman onlara da bok atarsınız, ananızı da pazarlarsınız, Türkiye'nin doğusunu Türkiye'nin bir parçası olarak görmeyip sonra o burun kıvırıp, ohlar çektiğiniz doğu'yu savunmak için ölen askerlerimize ağıtlar yakar yürüyüşler düzenlersiniz.

Biz özgürlük savaşçısıyız diye isyan edip Kaddafi öldürülünce parmağındaki yüzüğü, boynundaki altın kolyeyi çalmak için birbirine dalanlar gibi sizin de savunduğunuz herhangi bir ideoloji yok aslında. Kaos ortamı oluştuğunda gaz alıp o gazı vermeye endekslenmiş müsveddelersiniz. Benim gözümde 17 ağustos Marmara depremi sonrası "7.4 yetmedi mi" diye ortalıkta dolaşanlar ile bugün bu kepazeliği dillendirenlerin bir çoğu aynı insanlar. Aynı düşünce salgınından muzdarip garibanlar. Replikalar. Beyin yıkaması dedikleri bu olsa gerek.

Yazık.

Biz hala insanlığını kaybetmemişlere düşen tek şey yardımda bulunmak.

Bunun için lütfen deniz feneri gibi kumpaslara düşmeden, sizi "ulan yaptık yardımı ama ceplerine indirip araba almasınlar" gibi düşüncelere sevk etmeyecek Kızılay kurumuna bağış yapınız.




* http://www.kizilay.org.tr/'den siteye ulaşabilirsiniz. 2868'e mesaj yollayıp 5TL'lik yardımda bulunabilirsiniz. 
* 168'i arayıp Kızılay'a bağış ve yardım yapabilirsiniz.
* 2930'a AKUT yazan bir mesaj atıp AKUT'a 5TL'lik yardımda bulunabilirsiniz.
* Ayrıca kargo şirketleri Van'a yollanacak yardım paketlerinde kargo ücreti almıyorlar, giysi, battaniye vs. gibi yardımlarınız varsa hemen kargoya verebilirsiniz.



Hem canını kaybedenler hem de insanlığını kaybedenler için başın sağolsun Türkiye.